Şirketlerin büyümesi, markaların değer kazanması ve kurumların itibarı çoğu zaman yıllar süren bir emeğin sonucudur. Ancak bazen bu emeği riske atmak için tek bir demeç yeterli olabilir. Özellikle CEO’lar söz konusu olduğunda, verilen her mesaj sadece kişisel bir görüş değil; aynı zamanda şirketin stratejisini, sektörün yönünü ve çalışanların geleceğini etkileyebilecek bir açıklamaya dönüşebilir. İşte tam da bu yüzden iletişim danışmanları kurumlarda “mesajın bekçisi” olarak konumlanır.
Ancak pratikte tablo her zaman böyle ilerlemez. Pek çok CEO, iletişim ekiplerinden bağımsız şekilde gazetecilerle sohbet eder, spontane demeçler verir, televizyon programlarına çıkar ya da sektöre dair görüşlerini plansız biçimde kamuoyuyla paylaşır. O an için samimi bir sohbet gibi görünen bu konuşmalar, çoğu zaman kontrolsüz mesajlara dönüşebilir. İletişim dünyasında kontrolsüz mesajlar, çoğu zaman potansiyel krizlere davetiye çıkarır.
